Meme Kanseri Muayenesi

Evde elle meme kasneri muayenesi yapabileceğinizi biliyor muydunuz?

Evde elle meme kanseri muayenesi, yaparak kadınlarda çağın hastalığı olan meme kanserinden erken teşhisle kurtulabilirsiniz. Meme kanseri modern çağın kadınının en sık karşılaştığı kanser türlerinden biridir ve erken teşhisle Meme kasnerinden %90 oranında kurtulmak mümkündür. O bakımdan düzenli aralıklarla mem kanseri muayenesi yapmak gerekmektedir.

Evde Meme muayenesi

Öncelikle bir aynanın karşısına geçin memelerinizi gözlemleyin memelerinizin büyüklük şekil ve yön farklılıklarını dikkatle gözden geçirin ardından ellerinizi ensenizin arkasında birleştirerek gözlemlerinize devam edin. Meme uçlarında iltihap akıntı vb durumlar var mı kontrol edin. Sonra aynı kontrolleri aynaya karşı yan durarak yapın. Gözlemlerini tamamladıktan sonra bir elinizi sırtınızın ulaşamayacağınız noktasına kadar uzatın ve elinizle koltuk altından başlamak üzere göğüs altınıza kadar baskılı bir şekilde cilt altını kontrol edin. Aynı işlemi diğer göğsünüzde de yapın ardından tüm göğsünüzü halkalar içine alacak şekilde göğüs dibinden göğüs ucuna kadar iki parmağınızla kontrol edin böylece koltuk altı dahil olmak üzere göğüs bölgenizde dokunmadığınız nokta kalmasın tüm bunları yaptığınızda elinize şüpheli bir kistik yapı gelmiyorsa sorun yok demektir. Ancak elinize düğme nohut vb büyüklüklerde sertlikler geliyorsa muhakkak bir doktora başvurum Ancak telaş etmeyin çünkü memelerdeki tüm kistler kanser değildir bazı iyi huylu tümörlerde kadınlarda çok sık görülmektedir. Meme ucu akıntısının da mastit olma durumu olabilir tabi tüm bunları anlayabilmek için muhakkak bir mamografi çektirmek ve bir hekime danışmak gerekmektedir.

Reklamlar

Menepoz dönemleri

Menopoz dönemi, her kadının hayatının ortalama üçte birini kapsayan bir süreçtir. Menopoz yumurtalıklarda bulunan yumurta hücrelerinin yok olması ile beyinden salgılanmaya devam eden hormonlara yumurtalıkların yanıt vermemesi ile doğurganlık ve adet dönemlerinin sona ermesi halidir. Lakin durum yalnızca bundan ibaret değildir. Adet döneminin sona ermesi menopozun yalnızca görünen belirtisidir. Hâlbuki hormon seviyesindeki değişikliklerle birlikte bedendeki kemik erimesinden tutun da damar sertleşmesine kadar birçok değişiklikler meydana gelmektedir.

Menopoz Kaç Yaşında Olur?

Menopoz için belli bir yaş tayin etmek zordur. Zira her kadının menopoza girdiği yaşı farklıdır. Yumurtalık işlevlerinin azalmaya başlaması ile birlikte başlayan döneme perimenopoz denmektedir. Adetlerin kesildiği duruma menopoz, adet döneminin kesilmesinin başladığı dönemden 1 yıl sonraki hayatının sonuna kadar devam edecek olan döneme de postmenopoz denmektedir. Fakat genel olarak kullanılan şekli olan postmenopozal dönemini menopoz dönemi olarak inceleyeceğiz. Türkiye’de menopoz yaşı 46 iken Amerika’da 51 olarak tespit edilmiştir. Bunun yanında istisna olmakla birlikte 23 yaşında menopoza giren kadınlar olduğu gibi 55 yaşında olup da yeni menopoza giren kadınlarda görülmektedir.

Menepozun belirtileri ?

Menopozun ilk belirtisi adet döneminin sona ermesidir. Kişi menopoza gireceği zaman aşırı ateş basmaları, sık sık çok yoğun terleme, aşırı sinir, aşırı alınganlık, duygusallık, cinsel isteksizlik, idrar kaçırma, vajinada kuruluk.

Her Adetten Kesime Menopoz Mudur?

Hayır. Kesinlikle böyle bir yanılgıya ve paniğe düşmeyin. Adetten kesilme bazı zamanlar gebelik işaretidir. Bunun yanında aşırı spor ve egzersizler, aşırı kilo kaybı, kimi yumurtalık hastalıkları, rahim hastalıkları da adetten kesilme nedenlerindendir. Bunun yanında rahim ameliyatları olduktan sonra adet dönemi devamı görülmez. Bu durumda çoğunlukla menopozla karıştırılır. Rahim alınması durumda tabiî ki adet kanaması olmayacaktır. Düzenli bir şekilde adet dönemi yaşarken ameliyat ile rahmi alınan kadının, yumurtalıkları da alınmış ise zamanından önce menopoza girmiş anlamına gelir. Halbuki yumurtalıkları işlev görmeye devam edecektir. Lakin adet kanamasının olacağı organ yani rahim artık olmadığı için kadın artık adet göremeyecektir.

Ağız kokusu


Sağlığımızı ve sosyal yaşantımızı olumsuz etkileyen, ağız kokusu beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili olarak gelişebilir, mide ve diğer sistemik rahatsızlıkların bir göstergesi olabilir. Ağız kokusunun başta gelen nedeniyse daha çok dişlerdeki iltihap ve çürüklerdir. Ciddiye alınması gereken ağız kokusu konusunda merak edilenleri Diş Hekimi Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu anlatıyor.
Ağız Kokusunun Sosyal Yaşantıya Etkileri
Sanıldığından çok daha yaygın görülen ağız kokusu; kişinin iş, arkadaş ve hatta aile yaşamını etkileyebilecek bir konu olup, çoğu zaman kişide mahcubiyete ve buna bağlı olarak da sosyo – psikolojik problemlere sebep olur. Birçok kişi ağız kokusu yüzünden konuşmaktan ve iletişimden kaçar. Hatta evli kişilerde boşanmalara bile neden olabilir. Eğer çalışıyorsa mesleği açısından da tehlike oluşturabilir. Özellikle tiyatrocu, satış temsilcisi gibi yakın temas halinde çalışan kişilerin iş yaşamını zora sokar.
Bu nedenle ağız kokusunun ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Diş Hekimi Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, kokunun basitçe diş taşlarından kaynaklanabileceği gibi, ağızdaki eski dolgu ve kron-köprülerin bozulmuş diş eti ilişkilerinden oluşabileceğini de vurguladı.
Ağız Kokusunun Nedenleri
Dişlerden kaynaklanan kötü kokuların tedavisi diğer sebeplere göre daha kısa sürede sonuç verir. Bu konuda Diş Hekimi Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, ağız kokusu şikâyeti ile gelen hastaları öncelikle tam bir ağız muayenesinden geçirerek, sorunun birden fazla nedene mi dayandığını tespit ettikten sonra tedaviye başladığını belirtti.
“Ağız kokusu bazen ağız temizliğine yeterli önemin verilmemesi, ağız iltihapları, ileri dişeti hastalıkları veya diş çürükleri, bazen de ağız kuruluğu gibi sebeplerin bir ya da birkaçından kaynaklanıyor olabilir” diyerek ağız kokusunun sebeplerini sıralayan, Dr. Kışlaoğlu; ağız hijyenine yeterli önemin verilmemesinden kaynaklanan ağız kokusunu gidermek için diş taşlarını temizlediğini ve kişiye ağız bakımı için neler yapması gerektiğini uygulamalı olarak gösterdiğini belirtti. Eğer ağız kokusu ağız enfeksiyonlarından ileri geliyorsa enfeksiyonlar tedavi ediliyor, tedavi sırasında gömük ve sorunlu dişler varsa çekim yapılıyor. Ağız kuruluğundan ileri gelen kötü ağız kokusu da hastaya tükürük salgısını artıracak yöntemlerle önleniyor.

Zayıf kalmak

Diyet rehberleri ve besin piramitlerinin önemi ortada ama doğru şekilde beslenmek tam anlamıyla Ikea mobilyalarını monte etmek gibi: Direktifler ne kadar basitse takip etmesi de o kadar kolay. Önce, beslenme konusunda devrim niteliğinde eylemleri bulunan Michael Pollan’ın söylemini düşün:”Yemek yiyin ama çok yemeyin ve bitki yiyin.” Bu bağlamda biz de ısırdığımız her lokmadan zevk alabilmek için en favori diyetisyenlerin, beslenme uzmanlarının, şeflerin ve dünya çapındaki yazarların sağlıklı, az kalorili, güzel ve lezzetli besinlerle beslenme konusundaki kendi kişisel fikirlerini aldık.
İşte zayıf kalmak için yöntemler:

Ekşili
‘TheComfort’ Table’ kitabının yazarı Katie Lee, “Limon benim gizli silahım. Sıkıp suyunu çıkarabilir ya da ekstra zeytinyağı, tereyağı veya tuz kullanmak yerine sebzelere çeşni olarak ilave edebilirsin. Ispanağı bir çay kaşığı zeytinyağı ile soteleyip, tatlandırmak için üzerine bir miktar limon dökebilirsin. Her şekilde çok az kalorili olur diyor. Okumaya devam et

Çikolatayı seven kadınlar

İsveç’te yapılan araştırmaya göre haftada iki kez çikolata tüketmek, felç riskini yüzde 20 oranında azaltıyor.

Kilo alma korkusuyla çikolatadan uzak durmaya çalışan, suçluluk duygusuna rağmen çikolata kaçamakları yapmaktan vazgeçmeyen kadınlara müjdeli haber İsveçli araştırmacılardan geldi.İsveç Karolinska Enstitüsü’nün Amerikan Kardiyoloji Dergisi’nde yayımlanan araştırmasına göre, haftada iki kez çikolata tüketen bir kadın, kendisiyle aynı fiziksel koşullara ve yaşam alışkanlıklarına sahip, ancak çikolata yemeyen hemcinsine oranla kendini felç riskinden yüzde 20 daha fazla koruyabiliyor. Okumaya devam et

Kadınlarda doğum sonrası

Kadınların en büyük problemi sanırım doğum sonrası depresyona girmeleri, doğum yapan kadınlarda görülen depresyon belirtileri, nedenleri ve neler yapılması gerektiği konusunda tecrübelerime dayanarak bir yazı hazırlama gereksinimi duydum. Umarım çok uzun olmamıştır. Bakalım neler yazmışım.

Belirtileri

Doğum sonrası depresyonun bulgularını, doğum sonrasındaki ilk günlerde sıklıkla görülen “Poslpartum Blues/Lohusalık Hüznü”nden ayırt edilmesi güç olabilir. Poslpartum Blues yeni doğum yapmış annelerin yaklaşık yüzde AO’ında normal sınırda olan bir üzüntü, veya endişe hali, kolay ve sık ağlama, en yakınlarına sıkıca bağımlılık tablosu şeklinde ortaya çıkar. Bu durum genellikle en fazla 10 gün sürer ve belirtiler kendiliğinden yakınların sosyal desteği ve ilgisiyle kaybolur. Okumaya devam et

Kansere karşı bitki tedavisi

Isırgan ve ebegümeci kürü akciğer kanserine karşı önleyici etkisi vardır.Kürün hazırlanışı için yarım litre kaynayan suyun içine 4-5 gr ebegümeci 4-5 gram da ısırganatıp, hafif ateşte 4 dakika kadar kaynatın.Soğutup süzdükten sonra her sabah ve akşam 1çay bardağı aç karına için.İçtikten en az 20 dk sonra yemek yemeğe başlayın.

Arslanpençesi kürü, meme, rahim, lenfbezi ve prostat kanseri önleyicidir.4-5 gr arslanpençesi kürü yarım litre suya atılıp 2 dakika hafif ateşte kaynatılır, ardından 10dk oda sıcaklığında dinlenmeye bırakılır.Demlendikten sonra süzülüp 1 ay boyunca 1er gün ara ile 1 bardak içilir.Ardından 15 gün ara verilir.15 günlük aradan sonra haftada 2 defa 6 ay içilir. Okumaya devam et